Bahçeli: Terörsüz Türkiye'de hiçbir ihmal ve zafiyetin kabulü mümkün değildir
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye hedefinin doğru zamanda atılmış doğru bir adım olduğunu belirterek, "Bu meselede hiçbir boşluk, hiçbir ihmal ve hiçbir zafiyetin kabulü mümkün değildir." dedi.
MHP Genel Başkanı DevletBahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, MHP Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş'i vefatının 29'uncu yılında saygı ve rahmetle andı.
Türkeş'in tehditlere boyun eğmediğini, menfaat kapılarında eğilip bükülmediğini ifade eden Bahçeli, inandığı değerleri her şart altında savunan Türkeş'in, Türk milletinin birliğini, beraberliğini ve bekasını her türlü siyasi hesabın üstünde tuttuğunu söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuşuyor. https://t.co/WdhpajrTeF
— TRT Haber Canlı (@trthabercanli) April 7, 2026Dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği tarihi bir dönemeçten geçildiğini belirten Bahçeli, küresel düzenin derin bir şekilde sarsıldığı ve anlam sisteminin bozulduğu bu dönemde kararların, bu gerçeği göz önünde bulundurarak ortak bir sorumlulukla alınması gerektiğini bildirdi.
Bugünkü küresel ve bölgesel istikrarsızlıkla yaşanan çatışmalar için "eskinin tam olarak öldüğünün yeninin ise henüz doğmamış olduğunun göstergesi" yorumunda bulunan Bahçeli, bunu da bir "kriz durumu" şeklinde niteledi.
Her kriz döneminin bir eşik olduğunu dile getiren Bahçeli, "Cumhur İttifakı ile beraber Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurmuş olduğu yapıcı ilişkiler, inşallah bu eşiği bölgenin istikrarı için varılacak bir hedefe dönüştürecektir." dedi.
"Batılı akıl için anlam sistemi açısından yolun sonu görünmüştür"
Küresel ölçekte sağlanmış hegemonyanın ahlaki ve ideolojik referans kalıplarını kaybettiğini, rıza üretme anlayışının ortadan kalktığını dile getiren Bahçeli, "Trump ve Netanyahu, rıza üretmeyi bir kenara bırakarak, zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı etmiş ve tarih dışı bir tutumla telafisi zor bir hata yapmışlardır. İbretlik bir biçimde de bu hatalarına ısrarla devam ettikleri gözlemlenmektedir. Çünkü onları bir araya getiren değerler manzumesi ve insanlığın ortak düşüncesinin birikimine dayalı söz varlığı tükenmiş, Batılı akıl için anlam sistemi açısından yolun sonu görünmüştür." diye konuştu.
Batı kamuoyunun halk ve bürokrasi bazında vicdanının sesini dinlemeye devam etmesi halinde, Trump yönetiminin bu gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalacağına dikkati çeken Bahçeli, sağduyulu dünya yahudilerinin Netanyahu'nun siyonist ideolojik zihniyetine karşı itirazlarını da yüksek sesle dile getirmelerinin beklendiğini söyledi.
Her konuyu derinlemesine incelemek ve gerçeğe en yakın bir şekilde sonuçlar çıkarmanın bir mecburiyet ve millete karşı ilkeli ve tutarlı bir siyasetin gereği olduğunu vurgulayan Bahçeli, "yeni dünya düzeninin" bugün bir nizam değil "kaos" şeklinde karşılarına çıktığını anlattı.
ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle devam eden savaşın 39'uncu gününde de karşılıklı saldırıların sürdüğüne işaret eden Bahçeli, şöyle devam etti:
"Meşruiyetten yoksun, insan onur, haysiyet ve şerefini askıya alan bu saldırıların süreceği de maalesef görülmektedir. İran'a karşı yapılan saldırılar her geçen gün hem can kaybını artırmakta hem de altyapının tahribatını giderek büyütmekte. İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin yıkıcı gücüyle bir çıkmaza sürüklenmek istenmektedir. Tüm bu çok yönlü baskı ve kuşatma girişimlerine rağmen, İran halkının mukavemeti, kararlılığı, dayanıklılığı ve toplumsal refleksiyle dünya kamuoyunun dikkatini üzerine çekmiştir. Bu direniş iradesi, uluslararası çevrelerde şaşkınlıkla karşılanmış, başta Trump olmak üzere birçok siyasi aktörün öngörülerini de boşa çıkarmıştır."
Özellikle Hürmüz Boğazı odaklı çatışmanın enerji krizini beslediğini, tedarik zincirlerini etkilediğini belirten Bahçeli, "Dünyada öngörülemez bir istikrarsızlığı derinleştirecek nitelik arz eden bu savaş, uluslararası örgütlerin işlevsizleştiğini ve kalıcı bir barış için arabuluculuk yapmaktan aciz olduklarını göstermektedir." ifadesini kullandı.
"Üzerimizde tarihi ve ahlaki bir sorumluluk vardır"
Bugünkü dünya durumunun semptomlarını dikkatli bir şekilde çözümlemek ve bunları akıl yoluyla incelemenin "siyaset yapıyorum" diyen herkesin ortak sorumluluğu olduğunu kaydeden Bahçeli, "İçinden geçtiğimiz zaman diliminde, her zamankinden daha çok, üzerimizde tarihi ve ahlaki bir sorumluluk vardır. Çünkü bugün biz aldığımız kararlarımızla gelecek nesillerimizin hayatını tayin edecek, onlara, ya mutlu ve huzurlu bir geleceği tesis edeceğiz, ya da başa çıkmakta zorlandıkları meşgaleler olarak kötü bir miras bırakacağız." dedi.
Saatin akrep ve yelkovanıyla yürüdüğü gibi, devlet ve millet hayatının da ahenkle yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
"20'nci yüzyılın başında Orta Doğu'nun sınırları yeniden şekillendirilirken kurulan oyunları bozan saf ve duru bir iradeyle cumhuriyeti inşa eden akıl, bugün emperyalizmin farklı maskelerle yeniden ortaya çıktığı bir dönemde de Türk ve Türkiye Yüzyılı'nda aynı kararlılık ve bilinçle her türlü oyunu bozacak güçlü bir terkiple daha güçlü bir cumhuriyet iradesi olarak varlığını sürdürmektedir."
Bahçeli, dünyada ve bölgede gerçekleşen her türlü hadisenin düzenli bir şekilde çözümlenmesi ve akıl yoluyla incelenmesinin herkesin ortak sorumluluğu olduğunu hatırlattı.
MHP lideri Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Lakin böylesi bir gerçeklik durumunda bile bugünkü muhalefetin koçbaşını çeken Cumhuriyet Halk Partisi, siyaset yerine laf üretmekte, sorunların çözümüne katkı sunmak yerine basit ve çıkarcı bir tutumla hareket etmektedir. Millet için en değerlisinin ne olduğunun idrakinden yoksun bulunmakta, çeşitli küresel odaklara sığınmakta, yanlış adreste doğru kişiyi aramaktadırlar. Gerçekle arasına mesafe koymuş olan bu anlayış, köklerle değil yapraklarla uğraşmakta, gerçeğe sırtını dönüp sanala, ömrünü tamamlamış bir söyleme, sosyalist enternasyonale teslim olmaktadır. Düşünceleri aklın mayasıyla yoğurma kabiliyetini kaybeden anlayış, ülke, bölge ve dünya gündemini basit çıkarları doğrultusunda değerlendirmekte, devletten, milletten ve gerçekliklerden kopmuş görüntü vermektedir. Öte yandan, son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi zihniyetini temsil eden bazı belediye başkanlarının, çürümenin had safhasına ulaşmış olmalarını ve milletin kendilerine emanet ettiği makamları her açıdan istismar ettiklerini görmekten büyük üzüntü duymaktayız."
Ayrıntılar geliyor...