Psikolojik Danışman Kaya: Belirsizlik ve dijital yoğunluk gençlerde kaygıyı artırıyor
Günümüzde kaygı ve stresin belirsizlik, dijital yoğunluk, sosyal medya kıyaslaması ve akademik rekabet gibi etkenlerle arttığını belirten Uzman Psikolojik Danışman Fatma Kaya, özellikle gençlerde bu durumun psikolojik baskıya dönüştüğünü ve çözüm için aile, okul ve ilgili kurumların iş birliğinin gerekli olduğunu ifade etti.
Günümüzde artan belirsizlik, dijital yoğunluk, sosyal medya etkisi ve rekabet ortamı, bireylerde kaygı ve stres düzeyini yükseltiyor. Uzmanlar, bu durumun özellikle gençler üzerinde daha belirgin hale geldiğini belirtirken, psikolojik dayanıklılığın artırılması ve destek mekanizmalarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekiyor.
Uzman Psikolojik Danışman Fatma Kaya, İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada, günümüzde kaygı ve stresin artmasına neden olan belirsizlik, dijital yoğunluk, sosyal medya etkisi ve akademik rekabet gibi faktörlerin bireyler üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Kaya, bu sorunlarla mücadelede toplumsal iş birliğinin önemini vurguladı.
"Artan belirsizlik bireylerde kaygıyı büyütüyor"
Geçmişten günümüze kadar kaygı ve stresi etkileyen faktörlerde büyük bir değişkenlik görülmediğini belirten Kaya, "Ancak artan teknoloji, nüfus yoğunluğu ve ekonomik problemlerle birlikte kaygı ve stres faktörlerinde dönüşümler gerçekleşmiştir. Genel olarak bireylerde görülen kaygı ve stresin en önemli kaynaklarından biri belirsizliktir. Kişinin geleceğini öngörememesi, 'gelecekte ne olacağım, nelerle karşılaşacağım?' endişesi, bireylerde kaygı oluşturan bir duruma dönüşebilmektedir." diye belirtti.
"Dijital gürültü ve yalnızlık kaygıyı derinleştiriyor"
Uzman Psikolojik Danışman Fatma Kaya
Dijital gürültüyle birlikte bireylerin yoğun dijital kaynakların baskısı altında kaldığını söyleyen Kaya, "Bu durum, bireylerin bu kaynaklardan daha fazla etkilenmesi anlamına gelmektedir. Fizyolojik olarak radyasyon ve siber zorbalık da bu süreçte etkili olabilir. Kişinin kendisini başkalarıyla kıyaslaması, negatif duygularla beslenmesine sebep olabilmektedir. Artan nüfusla birlikte, bireyler daha fazla sosyal ortama ihtiyaç duymasına rağmen yalnızlık duygusu yaşayabilmektedir. Yalnızlıkla birlikte kişinin kendini ifade edememesi, duygularını paylaşamaması ve sosyal alanda yeterli desteği görememesi; bireyin duygularını içinde yaşadığı ve çıkmaza sürüklendiği bir duruma dönüşebilmektedir." dedi.
"Sosyal medya kıyaslaması kaygıyı ve baskıyı artırıyor"
Kişilerin belirli toplumsal standartları yakalamak adına farklı yollara başvurabileceğini vurgulayan Kaya, "Özellikle sosyal medya ortamında bireyler, farklı yaşam standartlarıyla kendilerini kıyaslayabilmektedir. Bu yaşam standartlarına ulaşmak adına farklı yollar denemek isteyebilirler. Bu durum, daha çok kısa yoldan para kazanma arzusuna dönüşebilmektedir. TikTok gibi uygulamalarda kişiler, farklı davranışlar sergileyerek veya uygunsuz içerikler üreterek para kazanma yoluna gidebilmektedir. Bu nedenler, birey üzerinde psikolojik bir baskı oluşturmaktadır. Kişiler kendilerini geride kalmış hissederek başkalarına yetişme arzusu ve hırsı geliştirebilmektedir." ifade etti.
"Akademik rekabet kaygı ve stresi artırıyor"
Kaygı ve stresin sebeplerinden birinin de rekabet olduğunu ifade eden Kaya, "Rekabet, daha çok akademik alanda kendini göstermektedir. Özellikle okul dönemindeki çocuklarda bu durum daha yaygındır. Ülkemizdeki mevcut eğitim sistemi de bu sorunları tetikleyebilmektedir. Bireyler bir sınava girmekte ve bu sınavda en yüksek puanı alan kişi daha başarılı olarak etiketlenmektedir. Oysa bireylerin gelecekle ilgili hedefleri farklı olabilir." şeklinde konuştu.
"Kaygı ve stresle mücadelede aile, okul ve bakanlık iş birliği şart"
Kaya, son olarak sözlerini şöyle tamamladı:
"Okullarda psikolojik destek sunan PDR hizmet birimleri mevcuttur; ancak bu hizmetler, 500 öğrenciye bir psikolojik danışman düşmesi nedeniyle yeterli olmamaktadır. Bireylerin bu hizmetlere ulaşabilirliği sınırlı kalmakta ve iş birliği kurma sürecinde yetki aşımı gibi sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Bu noktada ailelerin, öğretmenlerin, okul yönetiminin ve ilgili bakanlığın iş birliği içinde hareket etmesi, sürecin daha sağlıklı ve hızlı ilerlemesi açısından büyük önem taşımaktadır." diye konuştu.